Sokak
1 sayfadaki 1 sayfası•
Sokak
Grup Sokak Biyografi;
___-___ 1999 Yılında Bursa'da Attila,Oral Gültürk ve Rıza Tarafından kuruldu.
___-___ 2000 yılında Sokak Çocuğu isminde 13 parçadan oluşan demo / albüm yayınladı.
___-___ 2005 yılında Sertan gruba dahil oldu.
___-___ 2005 Yılında Tarkan Gözübüyük Prodüktörlüğünde Dr.Kaan Yücel'in yönetmenliğini yaptığı Hasta Odasından Sesler isimli belgeselin soundtrack ini hazırladı.
___-___ 2007 yılında Türkiye genelinde düzenlenen Rock'n Dark isimli yarışmada Bursa 1.si oldu ve Türkiye çapında ilk 10 grup arasına girdi.
___-___ 2007 yılında 60 şarkıdan oluşan Küçük Kadın isminde multimedia bir albüm yayınladı.
___-___ 30'dan fazla yardım konseri verdi.
Grup Elemanları;
Attila Gözübüyük (Gitar ve vokal)
DOĞUM TARİHİ VE YERİ :
1979 / Hatay
MESLEĞİ :
Doktor - Müzisyen
HOBİLERİ :
Enstrumanlar ve kayıt teknikleri,kumaş boyama,edebiyat,sinema
GRUBUN:
Şairi
ÖZETİ :
İnsancıl,değişken,düzenli,hırslı,çalışkan,eşit,barışçıl,çabuk sinirlenen,empatist
SEVER :
Hekimlik sanatını,tabi ki müzikle ilgili herşeyi,fındıklı kahve içmeyi,köpeklerini
SEVMEZ :
Yalanı,sigarayı,bakımsız kadınları
--------
Rıza Sırman (Davul)
***ASKERDE***
DOĞUM TARİHİ VE YERİ :
1981 / Bursa
MESLEĞİ :
Bilgisayar Mühendisi - Müzisyen
HOBİLERİ :
Müzik,Web tasarımı,kasaplık
GRUBUN:
Seksenleri
ÖZETİ:
İnsancıl,duydusal,sigaramen,ince yapılı,olumlu,uyumlu,metronomlu,paylaşımcı
SEVER :
Birayı,sohpeti,sigarayı,rock'n roll'u
SEVMEZ :
Yeni yetme rockcuları
-------------------
Sertan Bomba (Bas gitar)
DOĞUM TARİHİ VE YERİ:
1982 / Çorlu
MESLEĞİ :
Teknik Ressam - Müzisyen
HOBİLERİ :
Müzik,sinema
GRUBUN:
Neşhesi
ÖZETİ :
Pozitif enerji,Çocuk ruhlu
SEVER :
Özgeyi,Bas gitarı,bilgisayarı,karpuzu
SEVMEZ :
Herşeyi sever
grup site link;
http://www.herkesdinlesin.com/sokak
___-___ 1999 Yılında Bursa'da Attila,Oral Gültürk ve Rıza Tarafından kuruldu.
___-___ 2000 yılında Sokak Çocuğu isminde 13 parçadan oluşan demo / albüm yayınladı.
___-___ 2005 yılında Sertan gruba dahil oldu.
___-___ 2005 Yılında Tarkan Gözübüyük Prodüktörlüğünde Dr.Kaan Yücel'in yönetmenliğini yaptığı Hasta Odasından Sesler isimli belgeselin soundtrack ini hazırladı.
___-___ 2007 yılında Türkiye genelinde düzenlenen Rock'n Dark isimli yarışmada Bursa 1.si oldu ve Türkiye çapında ilk 10 grup arasına girdi.
___-___ 2007 yılında 60 şarkıdan oluşan Küçük Kadın isminde multimedia bir albüm yayınladı.
___-___ 30'dan fazla yardım konseri verdi.
Grup Elemanları;
Attila Gözübüyük (Gitar ve vokal)
DOĞUM TARİHİ VE YERİ :
1979 / Hatay
MESLEĞİ :
Doktor - Müzisyen
HOBİLERİ :
Enstrumanlar ve kayıt teknikleri,kumaş boyama,edebiyat,sinema
GRUBUN:
Şairi
ÖZETİ :
İnsancıl,değişken,düzenli,hırslı,çalışkan,eşit,barışçıl,çabuk sinirlenen,empatist
SEVER :
Hekimlik sanatını,tabi ki müzikle ilgili herşeyi,fındıklı kahve içmeyi,köpeklerini
SEVMEZ :
Yalanı,sigarayı,bakımsız kadınları
--------
Rıza Sırman (Davul)
***ASKERDE***
DOĞUM TARİHİ VE YERİ :
1981 / Bursa
MESLEĞİ :
Bilgisayar Mühendisi - Müzisyen
HOBİLERİ :
Müzik,Web tasarımı,kasaplık
GRUBUN:
Seksenleri
ÖZETİ:
İnsancıl,duydusal,sigaramen,ince yapılı,olumlu,uyumlu,metronomlu,paylaşımcı
SEVER :
Birayı,sohpeti,sigarayı,rock'n roll'u
SEVMEZ :
Yeni yetme rockcuları
-------------------
Sertan Bomba (Bas gitar)
DOĞUM TARİHİ VE YERİ:
1982 / Çorlu
MESLEĞİ :
Teknik Ressam - Müzisyen
HOBİLERİ :
Müzik,sinema
GRUBUN:
Neşhesi
ÖZETİ :
Pozitif enerji,Çocuk ruhlu
SEVER :
Özgeyi,Bas gitarı,bilgisayarı,karpuzu
SEVMEZ :
Herşeyi sever
grup site link;
http://www.herkesdinlesin.com/sokak
Geri: Sokak
(kesinlikle tavsiyemdir...)
ÖÇ
Ağlama lan ağlama
Bu ihanetin öç’ü
Gayrı baba deme bana
Kara dölün mahsulü
Yat ulan şuraya yat dedim
Çıkart bırak şu boku
Direnme lan ayır
İnle ulan bağır
Ve soluklar yavaşladı / yavaşlayan gece sisli puslu /
Adam döşeğe tünemiş akbaba / kızın sessizliğini dinliyordu
Kız derin bir kederlen / kederlen gelen gizli ecellen /
Kızıl çiçekli beyaz yazması ilen / yorgundu, edebini gizliyordu
Ne kadın konuştu bir daha nede kızı
Küçük kızın kaderine yazılmış kara yazı
Ne oldu burada diye sordu kadın… şşşş…
Adam sessizce doğruldu / uzadı gövdesi kocaman oldu /
Koca adamın nefreti yoğruldu / çırılçıplak ağlayan yavruydu
Seni bilsem taş ilen ezerdim / kırığın Ali’nin etlerini keserdim /
Aha orda işte piçini becerdim / kara âlinin, kızını becerdim
Ne kadın konuştu bir daha nede kızı
Küçük kızın kaderine yazılmış kara yazı
Doğru de o Kara Ali’nin kızı de dün geceki gibi de
Kısırsın yarım erkeksinde
Ne kadın konuştu bir daha nede kızı
Kadın adamın ardından hiçbir duaya amin demedi
Söz: Attila Alp Gözübüyük, Olcay Armağan
Müzik: Attila Alp Gözübüyük
ÖÇ ŞARKISININ HİKÂYESİ
YALAN (ÖÇ)
- Baba! Baba lütfen yapma! Baba, baba yalvarıyorum kendine gel! Baba ben kızınım, yapma n’olursun. Baba canımı acıtıyorsun! Baba bu elbiseyi sen aldın unuttun mu? Yapma, n’olursun yapma! Baba!
Adam iri vücuduyla kızın üzerine çuvallanmış, öpüyor, ısırıyor, sıkıyor, vuruyordu. Kız yalvarırken gözyaşları içinde, O, hayvan gibi soluyor ve kızı soymaya çalışıyordu.
Aklı başından gitmiş kızı duymuyordu sanki. Ya da duyuyor da kız bağırdıkça güçleniyordu. Kızın düğmelerini koparıp soyduğu elbisesini ayağıyla kapının arkasına itti ve kızı kanepeye yatırmayı başardı.
Kızın çıplak göğüslerini yalıyor, ısırıyordu. Adamın solukları bir çığlık gibi yükseldiğinde kızın acısı, adamın hazzı dayanılmaz olmuştu.
Ve soluklar yavaşladı, kız sustu. Adam elde etmenin verdiği zevkle kanepenin karşısındaki koltuğa oturmuş kızını seyrediyordu. Kızsa bir yandan sessiz sessiz ağlıyor, bir yandan da utana sıkıla elbisesini giymeye çabalıyordu.
Kapı açıldı. Orta boylarda şişmanca bir kadın elinde pazar torbasıyla içeri girdi. Farkındasızca başörtüsünü çıkarıp kapının arkasındaki askıya astı. Sonra biraz güneşten biraz yağmurdan pay alıp solmuş paltosunu astı.
Odadaki ölüm sessizliğinin farkına vardı ki birden arkasına dönüp önce kızına baktı, sonra iri yarı adama.
- N’oldu burda? Diye seslendi.
Kızın hıçkırıkları arttı, adamın gözlerindeki öfke. Kız konuşamıyor,hıçkıramıyor,ölüyor gibi; adam öfkeli. Kadın biraz korkmuş,biraz kızmış bir ifadeyle adama seslendi:
- N’oldu dedim sana?
Adam sakince yerinden kalktı,kadına doğru yöneldi. Zaten iri yarı olan adam, öfkenin ve hiddetin etkisiyle daha da büyümüştü sanki.
- Bi’şey olduğu yok! Aha , işte! Dedi. Kızı eliyle işaret ederek ve gözlerini kadının gözlerinden ayırmadan.
ÖÇ
Ağlama lan ağlama
Bu ihanetin öç’ü
Gayrı baba deme bana
Kara dölün mahsulü
Yat ulan şuraya yat dedim
Çıkart bırak şu boku
Direnme lan ayır
İnle ulan bağır
Ve soluklar yavaşladı / yavaşlayan gece sisli puslu /
Adam döşeğe tünemiş akbaba / kızın sessizliğini dinliyordu
Kız derin bir kederlen / kederlen gelen gizli ecellen /
Kızıl çiçekli beyaz yazması ilen / yorgundu, edebini gizliyordu
Ne kadın konuştu bir daha nede kızı
Küçük kızın kaderine yazılmış kara yazı
Ne oldu burada diye sordu kadın… şşşş…
Adam sessizce doğruldu / uzadı gövdesi kocaman oldu /
Koca adamın nefreti yoğruldu / çırılçıplak ağlayan yavruydu
Seni bilsem taş ilen ezerdim / kırığın Ali’nin etlerini keserdim /
Aha orda işte piçini becerdim / kara âlinin, kızını becerdim
Ne kadın konuştu bir daha nede kızı
Küçük kızın kaderine yazılmış kara yazı
Doğru de o Kara Ali’nin kızı de dün geceki gibi de
Kısırsın yarım erkeksinde
Ne kadın konuştu bir daha nede kızı
Kadın adamın ardından hiçbir duaya amin demedi
Söz: Attila Alp Gözübüyük, Olcay Armağan
Müzik: Attila Alp Gözübüyük
ÖÇ ŞARKISININ HİKÂYESİ
YALAN (ÖÇ)
- Baba! Baba lütfen yapma! Baba, baba yalvarıyorum kendine gel! Baba ben kızınım, yapma n’olursun. Baba canımı acıtıyorsun! Baba bu elbiseyi sen aldın unuttun mu? Yapma, n’olursun yapma! Baba!
Adam iri vücuduyla kızın üzerine çuvallanmış, öpüyor, ısırıyor, sıkıyor, vuruyordu. Kız yalvarırken gözyaşları içinde, O, hayvan gibi soluyor ve kızı soymaya çalışıyordu.
Aklı başından gitmiş kızı duymuyordu sanki. Ya da duyuyor da kız bağırdıkça güçleniyordu. Kızın düğmelerini koparıp soyduğu elbisesini ayağıyla kapının arkasına itti ve kızı kanepeye yatırmayı başardı.
Kızın çıplak göğüslerini yalıyor, ısırıyordu. Adamın solukları bir çığlık gibi yükseldiğinde kızın acısı, adamın hazzı dayanılmaz olmuştu.
Ve soluklar yavaşladı, kız sustu. Adam elde etmenin verdiği zevkle kanepenin karşısındaki koltuğa oturmuş kızını seyrediyordu. Kızsa bir yandan sessiz sessiz ağlıyor, bir yandan da utana sıkıla elbisesini giymeye çabalıyordu.
Kapı açıldı. Orta boylarda şişmanca bir kadın elinde pazar torbasıyla içeri girdi. Farkındasızca başörtüsünü çıkarıp kapının arkasındaki askıya astı. Sonra biraz güneşten biraz yağmurdan pay alıp solmuş paltosunu astı.
Odadaki ölüm sessizliğinin farkına vardı ki birden arkasına dönüp önce kızına baktı, sonra iri yarı adama.
- N’oldu burda? Diye seslendi.
Kızın hıçkırıkları arttı, adamın gözlerindeki öfke. Kız konuşamıyor,hıçkıramıyor,ölüyor gibi; adam öfkeli. Kadın biraz korkmuş,biraz kızmış bir ifadeyle adama seslendi:
- N’oldu dedim sana?
Adam sakince yerinden kalktı,kadına doğru yöneldi. Zaten iri yarı olan adam, öfkenin ve hiddetin etkisiyle daha da büyümüştü sanki.
- Bi’şey olduğu yok! Aha , işte! Dedi. Kızı eliyle işaret ederek ve gözlerini kadının gözlerinden ayırmadan.
Geri: Sokak
HARAM SEVDA
Gönlümün sultanısın
Sen başımın tacısın
Hayranım varlığına
Sürgünüm yollarına
Korkuyu saldılar içime
Sevgiyi koyduğum en gizli yerime
Eşkoştum tanrıyı özüme
Kardeş bildim koydum dost yerine
Sana ulaştım meyilen, şaraplan
Nefsimi besledim kadınlan, aşklan
Korkmadım yanmaktan sevdalım allahtan
Korkmadım yanmaktan cananım yarabdan
Güneş olup doğmuşsun kıra, dağa, taşa
Tat olup dolmuşsun suyuma, aşa
İz düşmüşsün, yön çizmişsin
Çamurdan verdiğin cana
Korkuyu saldılar içime
Sevgiyi koyduğum en gizli yerime
Eşkoştum tanrıyı özüme
Kardeş bildim koydum dost yerine
Sana ulaştım meyilen, şaraplan
Nefsimi besledim kadınlan, aşklan
Korkmadım yanmaktan, sevdalım allahtan
Korkmadım yanmaktan, cananım yarabdan
Dostuma hiç yalan demedim
Sevdaya ihanet eden öte dursun canımdan
Düşmanıma haraç, sır vermedim ki
Ne diye korkayım ulan yaradanımdan
Cehennem ateşi ısıtsın bedenimi
Sana ulaştım meyilen, şaraplan
Nefsimi besledim kadınlan, aşklan
Korkmadım yanmaktan, sevdalım allahtan
Korkmadım yanmaktan, cananım allahtan
Dermanım yarabdan
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Hep korkutuldum ben, tanrımı (Allah’ımı) korkutucu hissettim. Yakacaktı beni! Sonunda affedecekse de. Hiç bir şeyi tasvir edemiyordu resimler çünkü günahtı. Ama Amerikan filmlerinde ki tanrılar tatlı, tonton ihtiyarlardı. Hep günah sevaptan önce söyleniyor, ödül cezadan sonra geliyordu. Allah ödüllendirici değil cezalandırıcıydı adeta. O kadar çok şey vardı ki günah olan. Öylesine kötü acıyacaktı ki canımız, hiç dinmeyecekti, “Namaz kılmazsan öte dünyada kızgın saç üzerinde yana yana kılacaksın” diyordu mahallemizde ki bir çocuk, bende “Zor(la)” olan bu eylemden hep sıkılırdım. Babam inançla ilgili her şeyi annemden gizli yapıyordu. Cosby ailesinde kiler kiliseye hep birlikte neşe içinde gidiyorlardı oysa. Daha küçüktüm ve bilinçaltım yeni yeni şekilleniyordu.
Şimdi kendi kendime soruyorum “Neden?” Diye, neden sevmek sunulmuyordu da, zorlanıyordu. Ben Allah’ımı seviyorum, en zor zamanlarda yanımda olduğu, beni yalnız bırakmadığı için seviyorum. Doğru olan sevap, yanlış olan günahtır içimde hem insan sevdiğinden korkar mı hiç. Kimine göre haram bir sevda benimkisi…
Gönlümün sultanısın
Sen başımın tacısın
Hayranım varlığına
Sürgünüm yollarına
Korkuyu saldılar içime
Sevgiyi koyduğum en gizli yerime
Eşkoştum tanrıyı özüme
Kardeş bildim koydum dost yerine
Sana ulaştım meyilen, şaraplan
Nefsimi besledim kadınlan, aşklan
Korkmadım yanmaktan sevdalım allahtan
Korkmadım yanmaktan cananım yarabdan
Güneş olup doğmuşsun kıra, dağa, taşa
Tat olup dolmuşsun suyuma, aşa
İz düşmüşsün, yön çizmişsin
Çamurdan verdiğin cana
Korkuyu saldılar içime
Sevgiyi koyduğum en gizli yerime
Eşkoştum tanrıyı özüme
Kardeş bildim koydum dost yerine
Sana ulaştım meyilen, şaraplan
Nefsimi besledim kadınlan, aşklan
Korkmadım yanmaktan, sevdalım allahtan
Korkmadım yanmaktan, cananım yarabdan
Dostuma hiç yalan demedim
Sevdaya ihanet eden öte dursun canımdan
Düşmanıma haraç, sır vermedim ki
Ne diye korkayım ulan yaradanımdan
Cehennem ateşi ısıtsın bedenimi
Sana ulaştım meyilen, şaraplan
Nefsimi besledim kadınlan, aşklan
Korkmadım yanmaktan, sevdalım allahtan
Korkmadım yanmaktan, cananım allahtan
Dermanım yarabdan
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Hep korkutuldum ben, tanrımı (Allah’ımı) korkutucu hissettim. Yakacaktı beni! Sonunda affedecekse de. Hiç bir şeyi tasvir edemiyordu resimler çünkü günahtı. Ama Amerikan filmlerinde ki tanrılar tatlı, tonton ihtiyarlardı. Hep günah sevaptan önce söyleniyor, ödül cezadan sonra geliyordu. Allah ödüllendirici değil cezalandırıcıydı adeta. O kadar çok şey vardı ki günah olan. Öylesine kötü acıyacaktı ki canımız, hiç dinmeyecekti, “Namaz kılmazsan öte dünyada kızgın saç üzerinde yana yana kılacaksın” diyordu mahallemizde ki bir çocuk, bende “Zor(la)” olan bu eylemden hep sıkılırdım. Babam inançla ilgili her şeyi annemden gizli yapıyordu. Cosby ailesinde kiler kiliseye hep birlikte neşe içinde gidiyorlardı oysa. Daha küçüktüm ve bilinçaltım yeni yeni şekilleniyordu.
Şimdi kendi kendime soruyorum “Neden?” Diye, neden sevmek sunulmuyordu da, zorlanıyordu. Ben Allah’ımı seviyorum, en zor zamanlarda yanımda olduğu, beni yalnız bırakmadığı için seviyorum. Doğru olan sevap, yanlış olan günahtır içimde hem insan sevdiğinden korkar mı hiç. Kimine göre haram bir sevda benimkisi…
Geri: Sokak
YABAN
Sen tarlada, belde, o köşkün bahçesinde
Sen hocasız mektepte, o keyif ilen gezmekte
Bu toprağın tadı kanlı, adı tatlı
Eşit olsun halkın hakkı
Bi Amerikalı bir Avrupalı
Üşüştüler, kuduz itler… İtler…
Yavaş yavaş sindiler, içimize
Kolaları soktular en dar yerimize
Sen yay daha, para de, tele vole de
Gerdeğe girecekler senin yerine
Gel bildiğimsin, ne olur gel sözlerimsin
Gel bunlar ne bilsin, sen gel ülkeminsin
Kemal adım, Mustafa kemal adım adım
Sönmez yanar ata adım, özgür yanım, YABANIM
Sen namusu kolla itten köpekten,
O kaldırmasın götünü yatak döşekten
Kardeşim, kardeşin, kardeşiz
Dünyanın cennet yerindeyiz
Ne bu kavgan, ne bu hırs, ne bu sırrın
Ne bu lan yere yığılmış kalmışsın
Türk kardeş, kalk
Kürt kardeş, kalk
Laz kardeş, kalk
Ermeni kardeş
Kışkırtma kalleş!
Tey tey… ha uşak ha… ki zava… hayda breh… ) x 2
Ayde ela stin agapi
(haydi sevmeye gel haydi)
Ma ema strota phisihimu
(kan ile ter ile canım)
Mabziri sevdaluğui
(ben buldum sevdayı)
Vamemacen miti ha uşaklar
(veremem kimselere uşaklar)
Mı erdi gırt caney xu
(topraktan aldım canımı )
Caney xu dıdım erdi
(toprak alır canımı )
Alamaz ata onurumu
Düzenin…
Soysuzluğu…
Attila Alp Gözübüyük
______________________________
______________________________
______________________________
UYUTMAZ
Geç çok yakınımdan
Hafifçe dokun gölgeme
Öp ağzımdan ölüm
Sakın geldiğini söyleme
Ay ışığında sok ve hisset, terli ıslak tenimizi al götür
Damarlarından tam içeriye, ışıkları söndürmeli yine
Sar koluna akmasın kanın, yavaş yavaş acımasın canın
Giren iğneye aldırma yalandır… Uyutmaz…
Uyutmaz, Uyutmaz, seni
Uyutmaz, Uyutmaz, beni
Ayakta kalmak için sevdim
Alışmam mümkün değil
İnsanın önünde eğildim
Aşkın yalnızlığına değil
Kötürüm gülüşler, aklıma tutunduğum düşüşler
Asimetrik geliyorlar üzerime, kaçtığım oyun dövüşler
Bu aşkı algılasam ne, algılamasam ne fark eder
Sen kapanı kur ben girerim, içinde tüm o ölü fareler
Uyutmaz, Uyutmaz, seni-uyutmaz beni
Uyutmaz, Uyutmaz, beni-uyutmaz seni
Bu aşkı yaratmak gerek
Bu hayatı anlamak gerek
Bu aşkı yaşatmak gerek
İçinde uyuyup yok olmak gerek
Ama…
Aynada gördüğüm sendin
Belki şeffaf olduğum için su berraklığıydı
Kalbin
Nefreti yendiğim yerdin
Yâda şefkatimi sana verdiğim için ana rahmiydi
Kentin
Artık bir garip beyazsın sanki
Sanırım sadece insan olduğun için
Gönlünün yüzü açıldı bak.
Artık tanrını görebilirsin.
Git ona sımsıkı sarıl.
Bir çiçeğe bak,
Birde annenin sebepsiz var edişine
Bebeğin gözlerini bir başka göreceksin.
Sen sevmeyi bildin
Kalbimde hiç ölmeyeceksin
Attila Alp Gözübüyük
Sen tarlada, belde, o köşkün bahçesinde
Sen hocasız mektepte, o keyif ilen gezmekte
Bu toprağın tadı kanlı, adı tatlı
Eşit olsun halkın hakkı
Bi Amerikalı bir Avrupalı
Üşüştüler, kuduz itler… İtler…
Yavaş yavaş sindiler, içimize
Kolaları soktular en dar yerimize
Sen yay daha, para de, tele vole de
Gerdeğe girecekler senin yerine
Gel bildiğimsin, ne olur gel sözlerimsin
Gel bunlar ne bilsin, sen gel ülkeminsin
Kemal adım, Mustafa kemal adım adım
Sönmez yanar ata adım, özgür yanım, YABANIM
Sen namusu kolla itten köpekten,
O kaldırmasın götünü yatak döşekten
Kardeşim, kardeşin, kardeşiz
Dünyanın cennet yerindeyiz
Ne bu kavgan, ne bu hırs, ne bu sırrın
Ne bu lan yere yığılmış kalmışsın
Türk kardeş, kalk
Kürt kardeş, kalk
Laz kardeş, kalk
Ermeni kardeş
Kışkırtma kalleş!
Tey tey… ha uşak ha… ki zava… hayda breh… ) x 2
Ayde ela stin agapi
(haydi sevmeye gel haydi)
Ma ema strota phisihimu
(kan ile ter ile canım)
Mabziri sevdaluğui
(ben buldum sevdayı)
Vamemacen miti ha uşaklar
(veremem kimselere uşaklar)
Mı erdi gırt caney xu
(topraktan aldım canımı )
Caney xu dıdım erdi
(toprak alır canımı )
Alamaz ata onurumu
Düzenin…
Soysuzluğu…
Attila Alp Gözübüyük
______________________________
______________________________
______________________________
UYUTMAZ
Geç çok yakınımdan
Hafifçe dokun gölgeme
Öp ağzımdan ölüm
Sakın geldiğini söyleme
Ay ışığında sok ve hisset, terli ıslak tenimizi al götür
Damarlarından tam içeriye, ışıkları söndürmeli yine
Sar koluna akmasın kanın, yavaş yavaş acımasın canın
Giren iğneye aldırma yalandır… Uyutmaz…
Uyutmaz, Uyutmaz, seni
Uyutmaz, Uyutmaz, beni
Ayakta kalmak için sevdim
Alışmam mümkün değil
İnsanın önünde eğildim
Aşkın yalnızlığına değil
Kötürüm gülüşler, aklıma tutunduğum düşüşler
Asimetrik geliyorlar üzerime, kaçtığım oyun dövüşler
Bu aşkı algılasam ne, algılamasam ne fark eder
Sen kapanı kur ben girerim, içinde tüm o ölü fareler
Uyutmaz, Uyutmaz, seni-uyutmaz beni
Uyutmaz, Uyutmaz, beni-uyutmaz seni
Bu aşkı yaratmak gerek
Bu hayatı anlamak gerek
Bu aşkı yaşatmak gerek
İçinde uyuyup yok olmak gerek
Ama…
Aynada gördüğüm sendin
Belki şeffaf olduğum için su berraklığıydı
Kalbin
Nefreti yendiğim yerdin
Yâda şefkatimi sana verdiğim için ana rahmiydi
Kentin
Artık bir garip beyazsın sanki
Sanırım sadece insan olduğun için
Gönlünün yüzü açıldı bak.
Artık tanrını görebilirsin.
Git ona sımsıkı sarıl.
Bir çiçeğe bak,
Birde annenin sebepsiz var edişine
Bebeğin gözlerini bir başka göreceksin.
Sen sevmeyi bildin
Kalbimde hiç ölmeyeceksin
Attila Alp Gözübüyük
Geri: Sokak
TUĞLANIN GÜCÜ
Cetvelin santimi, kalemin ucu
Aklımın içi dipsiz kuyu
Kara tahta, beyaz tebeşir
Boynumda yular yemim yeşil
Samanlı sayfa, uyaklı şiir
Ezberlettiğin bu şey nedir
Önlük mönlük, kravat mravat
Müfredata dömeldim rahat rahat
DUR, SUS, DİNLE
RAHAT, HAZIROL UYGUN ADIM MARŞ
ŞUURSUZ TOSPAĞA, ŞAŞKIN ÖRDEK
GÜDÜLEN GENÇLİK SESSİZ ÖDLEK
Sor en zor sorunu sonum geldi
Yükle beynime adaleti
Yaşam formülü ne geldi, geçti
Derslerdeki öğreti
DUR, SUS, DİNLE
RAHAT, HAZIROL UYGUN ADIM MARŞ
ŞUURSUZ TOSPAĞA, ŞAŞKIN ÖRDEK
GÜDÜLEN GENÇLİK SESSİZ ÖDLEK
Öğretenim canın çıksın canın çıksın
Seni ben hiç mi hiç mi sevmedim
Sen bir despot
Sen bir gardiyan
Sen bir bok öğretmedin bana
Tek bildiğim bilmediğim, öğrendiğim sevmediğim
Hey sen dur sus öğrettiklerini öğrendin mi ki
Attila Alp Gözübüyük
___________________________
___________________________
___________________________
MİDASIN KULAKLARI
Yalanın zehri üzerimde kapanmıyor yaralarım
Tuz kaplı bedenin içinde ruhsuz bir solucanım
Dostum yok yüreğimde sırtını gördüm insanların
Midassın kulakları zihnimde kapalı tüm kuyularım
Bağıramam sökemem özüme saplanmış mızrakları
Atamam ki içimden kusamam safralı yalanları
Midas’ın kulakları eşekkulakları
Sevgim vardı bir zamanlar, âşık olurdum meleklere
Sonra peydahlandı yalanlar, suskun kaldım gönüllere
Mahkeme kurdular içimde suçlu buldular yüreğimi
İdam sehpası üzerinde sordular son dileğimi
Aldattımsa kendine yabancı yalancı sevdaları
Acısını öğrendim oynamam sevgisiz oyunları, oyunları
Midas’ın kulakları eşekkulakları
HAKKINDA HERHANGİ BİR MADDE İLE KONUŞRSAN
SEVGİNİ KOPARTIRIM / TADINI EMERİM / RUHUNU BÖLER, KÖTÜLERE YEDİRİRİM
UMUDUNU BOK ÇUKURUNA ATAR, GÜLÜMSEMENE BULARIM / ÇOCUKLUĞUNU UNUTUR BÜYÜRSÜN / İYİ NİYETİNE RİYA SOKARIM /İFTİRA ATAR, SEVİYORUM DİYE YALAN SÖYLERİM / YALAN SÖYLERİM…
Ne olur doğru söyle, söylediğini duyda söyle
Ne olur doğru söyle, söylediğini duyda söyle
Ne olur Doğru söyle
Midas’ın kulakları eşekkulakları
Herkesin içinde kimselere anlatamadığı acılar vardır. İçini yakan onu eriten ve bambaşka biri yapan…
[color=red]
__________________________________
__________________________________
__________________________________
KIRIK MIZRAP
Gel Gel Kanatmam Yaranı
Küstürmem Yarım Kalan Yanını
Gel Kara Etmem Yarını
Sen Gel Söylemem Halımı
Gel Yeter ki Yalnız Koma Yanımı
Sen Gel Tamamla Yarımı
Kan eksende toprağa, Yürek bölse de ellerin
Özün dönse yalanlara, Gel sorgusuz sevdiğim
Düşsen elden ayaktan
Gözlerin görmez olsa
Caysan candan canandan
Ömrünü yese bu sevda
Nice can yer ilen yeksan
Eylemiş koca dünya
Kadere sövsen saysan
Mızrabı kırık bu dünya
Alim ol gel, zalim ol gel, nadim ol gel kim olursan ol gel
Varlık ol gel, yokluk ol gel, sonsuz ol gel ne olursan ol gel
Can katınca canlara, Sevdalanınca yüreğin
Kucak açıp aydınlığa, Gel sebepsiz sevdiğim
Sen bir hayatsın kötü olma katı olma dayanamam
Acıları unuturum bir ışık ver yaşayamam
ADİL OL GEL, KATİL OL GEL / SIKKIN OL GEL, BIKKIN OL GEL
GALİP OL GEL, MAĞLUP OL GEL / KIZGIN OL GEL, KIRGIN OL GEL
SEVEN OL GEL, DÖVEN OL GEL / SÖVEN OL GEL, ÖVEN OL GEL
TOPRAK OL GEL, YAPRAK OL GEL / TANRI OL GEL, SANRI OL GEL
Gel… Gel…
NE OLURSAN OL YİNE GEL, YİNE DE GEL
Attila Alp Gözübüyük
____________________________
____________________________
____________________________
SESSİZLİK ÖLÜMÜ BİRİKTİRİR
Çizgili defter arasında
Çiçek kurutacağımız çağda
Düştük öfkenin döl yatağına
Huzur yüklü masallardan kovulduk
Duvarlarında kocaman
Kırmızı harflerle
“intikam” yazılı kentlerde
Uçurduk ilk uçurtmalarımızı
Marşlarla tanıştık şiirlerden önce
Ve kara önlükler giydik çiçekler açarken gözlerimizde
Erkekler ağlamazdı ama
Kız gibi gülmezlerdi de
Somurtup oturduk sıralarda
Çatık kaşlar gülüşümüzü soldurdu
Biz barışı özleyerek yaşadık
Adını bilmeden dimdiktik
Coptan akan kanı kokladık
Ve bıçak bilenişini dinlerdik
Nereye sineceksin bulur seni feryatlar
Kulakların duymasa da acılar saklanamazlar
Sessizlik ölümü biriktirir
Avucuna döker her nefesi
Attila Alp Gözübüyük
Cetvelin santimi, kalemin ucu
Aklımın içi dipsiz kuyu
Kara tahta, beyaz tebeşir
Boynumda yular yemim yeşil
Samanlı sayfa, uyaklı şiir
Ezberlettiğin bu şey nedir
Önlük mönlük, kravat mravat
Müfredata dömeldim rahat rahat
DUR, SUS, DİNLE
RAHAT, HAZIROL UYGUN ADIM MARŞ
ŞUURSUZ TOSPAĞA, ŞAŞKIN ÖRDEK
GÜDÜLEN GENÇLİK SESSİZ ÖDLEK
Sor en zor sorunu sonum geldi
Yükle beynime adaleti
Yaşam formülü ne geldi, geçti
Derslerdeki öğreti
DUR, SUS, DİNLE
RAHAT, HAZIROL UYGUN ADIM MARŞ
ŞUURSUZ TOSPAĞA, ŞAŞKIN ÖRDEK
GÜDÜLEN GENÇLİK SESSİZ ÖDLEK
Öğretenim canın çıksın canın çıksın
Seni ben hiç mi hiç mi sevmedim
Sen bir despot
Sen bir gardiyan
Sen bir bok öğretmedin bana
Tek bildiğim bilmediğim, öğrendiğim sevmediğim
Hey sen dur sus öğrettiklerini öğrendin mi ki
Attila Alp Gözübüyük
___________________________
___________________________
___________________________
MİDASIN KULAKLARI
Yalanın zehri üzerimde kapanmıyor yaralarım
Tuz kaplı bedenin içinde ruhsuz bir solucanım
Dostum yok yüreğimde sırtını gördüm insanların
Midassın kulakları zihnimde kapalı tüm kuyularım
Bağıramam sökemem özüme saplanmış mızrakları
Atamam ki içimden kusamam safralı yalanları
Midas’ın kulakları eşekkulakları
Sevgim vardı bir zamanlar, âşık olurdum meleklere
Sonra peydahlandı yalanlar, suskun kaldım gönüllere
Mahkeme kurdular içimde suçlu buldular yüreğimi
İdam sehpası üzerinde sordular son dileğimi
Aldattımsa kendine yabancı yalancı sevdaları
Acısını öğrendim oynamam sevgisiz oyunları, oyunları
Midas’ın kulakları eşekkulakları
HAKKINDA HERHANGİ BİR MADDE İLE KONUŞRSAN
SEVGİNİ KOPARTIRIM / TADINI EMERİM / RUHUNU BÖLER, KÖTÜLERE YEDİRİRİM
UMUDUNU BOK ÇUKURUNA ATAR, GÜLÜMSEMENE BULARIM / ÇOCUKLUĞUNU UNUTUR BÜYÜRSÜN / İYİ NİYETİNE RİYA SOKARIM /İFTİRA ATAR, SEVİYORUM DİYE YALAN SÖYLERİM / YALAN SÖYLERİM…
Ne olur doğru söyle, söylediğini duyda söyle
Ne olur doğru söyle, söylediğini duyda söyle
Ne olur Doğru söyle
Midas’ın kulakları eşekkulakları
Herkesin içinde kimselere anlatamadığı acılar vardır. İçini yakan onu eriten ve bambaşka biri yapan…
[color=red]
__________________________________
__________________________________
__________________________________
KIRIK MIZRAP
Gel Gel Kanatmam Yaranı
Küstürmem Yarım Kalan Yanını
Gel Kara Etmem Yarını
Sen Gel Söylemem Halımı
Gel Yeter ki Yalnız Koma Yanımı
Sen Gel Tamamla Yarımı
Kan eksende toprağa, Yürek bölse de ellerin
Özün dönse yalanlara, Gel sorgusuz sevdiğim
Düşsen elden ayaktan
Gözlerin görmez olsa
Caysan candan canandan
Ömrünü yese bu sevda
Nice can yer ilen yeksan
Eylemiş koca dünya
Kadere sövsen saysan
Mızrabı kırık bu dünya
Alim ol gel, zalim ol gel, nadim ol gel kim olursan ol gel
Varlık ol gel, yokluk ol gel, sonsuz ol gel ne olursan ol gel
Can katınca canlara, Sevdalanınca yüreğin
Kucak açıp aydınlığa, Gel sebepsiz sevdiğim
Sen bir hayatsın kötü olma katı olma dayanamam
Acıları unuturum bir ışık ver yaşayamam
ADİL OL GEL, KATİL OL GEL / SIKKIN OL GEL, BIKKIN OL GEL
GALİP OL GEL, MAĞLUP OL GEL / KIZGIN OL GEL, KIRGIN OL GEL
SEVEN OL GEL, DÖVEN OL GEL / SÖVEN OL GEL, ÖVEN OL GEL
TOPRAK OL GEL, YAPRAK OL GEL / TANRI OL GEL, SANRI OL GEL
Gel… Gel…
NE OLURSAN OL YİNE GEL, YİNE DE GEL
Attila Alp Gözübüyük
____________________________
____________________________
____________________________
SESSİZLİK ÖLÜMÜ BİRİKTİRİR
Çizgili defter arasında
Çiçek kurutacağımız çağda
Düştük öfkenin döl yatağına
Huzur yüklü masallardan kovulduk
Duvarlarında kocaman
Kırmızı harflerle
“intikam” yazılı kentlerde
Uçurduk ilk uçurtmalarımızı
Marşlarla tanıştık şiirlerden önce
Ve kara önlükler giydik çiçekler açarken gözlerimizde
Erkekler ağlamazdı ama
Kız gibi gülmezlerdi de
Somurtup oturduk sıralarda
Çatık kaşlar gülüşümüzü soldurdu
Biz barışı özleyerek yaşadık
Adını bilmeden dimdiktik
Coptan akan kanı kokladık
Ve bıçak bilenişini dinlerdik
Nereye sineceksin bulur seni feryatlar
Kulakların duymasa da acılar saklanamazlar
Sessizlik ölümü biriktirir
Avucuna döker her nefesi
Attila Alp Gözübüyük
Geri: Sokak
HAYATIN SIRRI
Sen kadınsın, saf olansın sihrin içindeki gücünü de fark et
Bana düşmez bunu söylemek çok özelsin çok üzersin dikkat et
Bileceksin, göreceksin, yeneceksin, seveceksin en derinini
Susacaksın ki adam olayım, Fark edeyim kabul edeyim değerini
Korkak kedi, yine yenildi, gelip kadınına gürledi kükredi
Hiç sevmedi, hiç sevilmedi hayatın giriş kapısını kötüledi
Cesaretin var, sabrın var, önünde eğildim, gururlusun
Benden farkın, budur işte, sen anasın insan doğurursun
Bu hayatın sırrını anla
Bu hayatın aslıdır unutma
Sen gerçeksin
Sen geleceksin
Sen tanrısın bu yolda
Bu hayatın sırrını anla
Bu hayatın aslıdır unutma
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Kimisinin parfümü abse gibi kokuyor
Kimisinin teri kiri mis gibi oluyor
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Kimi kadın eski kaşar küfünden yenmiyor
Kimisi de fıstık gibi kabuğu ile duruyor
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Kimisinin kıçında yetim lira donu var
Kimisinin göğsünde tebeşirin tozu var
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Bi kadını biliyorum siktredip atıyorum
Bi kadını alıyorum inadına seviyorum
ERKEĞİN GÖMLEĞİNİ GİYERSEN, HER GİRDİĞİ YERE GİRERSEN
ONUN GİBİ SEVİŞİRSEN, NE FARKIN KALIRKİ ERKEKTEN
ÖNCE GÖMLEKLERİNİ ÜTÜLE, BIRAK GİTSİN O HER YERE
GÜCÜNÜ BİL KRAL YAP, KIRALLARI KENDİNE KÖLE
Bu hayatın sırrını anla
Bu hayatın aslıdır unutma
Sen gerçeksin
Sen geleceksin
Sen tanrısın bu yolda
şarkının hikayesi;
Kadınlar… Hayatın giriş kapısının yegâne sahipleri. Güzel olan, yuvarlak olan, tüysüz olan, narin olan, şefkatli olan, güvenilir olan… İyi olan ne varsa işte o olan. Kirletilmesi ne acıdır bu saflığın ve kimin haddine ki onlara karşı gelmek. Biz kadınların ışığında görünenleriz. Y kromozomu işe yaramaz artıklarla doludur, X kromozomu yaşamın kaynağıdır. Bu demek oluyor ki: Kadınlar erkeksiz ürer ama erkekler kadınsız üreyemez. Üremek ise HERŞEYDİR!
Kadınlığı bilecek ve anlayacak yetilere hangi felsefeci yaklaşabilmiş ki ben söz edeyim. Tek anahtarım var o da aşk. Bir kadına âşık olarak onların pamuksu dünyasına girebildim. Diyebilirim ki beklediğimden daha karmaşık, gördüğümden daha parlak, hissettiğimden daha gizemli. Kadın olmak neyse elmas olmak odur. Düşünüyorum da milyarlar verip bir koruma tutsam. Kendi canı pahasına beni “gerçekten” korur muydu acaba. Oysa o kadın bana hiç lira vermeden, hatta benden çok lira alarak beni onun için seve seve canını verecek bir koruma kıvamına getiriyor.
Erkeklerin kadınlarla sidik yarıştıramayacağını tıp fakültesinde öğrendim. Ben sınav zamanın da saçlarımı 1 hafta yıkayamazken, kız arkadaşlarım en zor sınavlara bakımlı gelirlerdi. Tıp fakültesinde öğrendiğim bir diğer şeyse; Kadınların Üretraları (idrar yolları) erkeklerden kısa olduğu için işerken idrarın tazyiki daha fazla olur ve onlar daha uzağa işeyebilirler.
Bunca tanrısal hazineye sahip olabilmenin tek yolu Vajina, Uterus, Over, Östrojen, doğurganlık sahibi olmaktan mı geçiyor? Hiç sanmıyorum. Gelecek 10 yıllarda bu organik süreç taklit edilebilecek. İşin sırrı irade de, sabırda yani GÜÇTE! Hiçbir erkek hem regl olup, hem yemek yapıp, hem de ailesine şefkat gösteremez. Orgazm için gerçek aşkı bulmak için sabredemez. Birde çalışıyorsa… Aman Allah korusun. İşte bu güçtür benim hayranlığımın sebebi. Bu güce sahip olmayan kadınların erkekten farkı yoktur. Ben onlardan daha güçlü olabilirim. Allı pullu yosmalar, erkeklerin ceplerinde ki kadınlar, siktredip atılanlar ya da taşranın bir yerinde insan eğiten öğretmenler baş tacı edilenler…
Hayat dişiden doğuyorsa dişi dişi olarak kalabiliyorsa işte hayatın sırrı budur! Yani gerçekten kadın olabilmek, bunu ben söyleyemem ama bilmediğimden değil haddim değil de ondan…
Attila Alp Gözübüyük
Sen kadınsın, saf olansın sihrin içindeki gücünü de fark et
Bana düşmez bunu söylemek çok özelsin çok üzersin dikkat et
Bileceksin, göreceksin, yeneceksin, seveceksin en derinini
Susacaksın ki adam olayım, Fark edeyim kabul edeyim değerini
Korkak kedi, yine yenildi, gelip kadınına gürledi kükredi
Hiç sevmedi, hiç sevilmedi hayatın giriş kapısını kötüledi
Cesaretin var, sabrın var, önünde eğildim, gururlusun
Benden farkın, budur işte, sen anasın insan doğurursun
Bu hayatın sırrını anla
Bu hayatın aslıdır unutma
Sen gerçeksin
Sen geleceksin
Sen tanrısın bu yolda
Bu hayatın sırrını anla
Bu hayatın aslıdır unutma
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Kimisinin parfümü abse gibi kokuyor
Kimisinin teri kiri mis gibi oluyor
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Kimi kadın eski kaşar küfünden yenmiyor
Kimisi de fıstık gibi kabuğu ile duruyor
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Kimisinin kıçında yetim lira donu var
Kimisinin göğsünde tebeşirin tozu var
Bi kadını tanıyorum yüzü gözü boya dibi
Bi kadını biliyorum içi dışı kaya gibi
Bi kadını biliyorum siktredip atıyorum
Bi kadını alıyorum inadına seviyorum
ERKEĞİN GÖMLEĞİNİ GİYERSEN, HER GİRDİĞİ YERE GİRERSEN
ONUN GİBİ SEVİŞİRSEN, NE FARKIN KALIRKİ ERKEKTEN
ÖNCE GÖMLEKLERİNİ ÜTÜLE, BIRAK GİTSİN O HER YERE
GÜCÜNÜ BİL KRAL YAP, KIRALLARI KENDİNE KÖLE
Bu hayatın sırrını anla
Bu hayatın aslıdır unutma
Sen gerçeksin
Sen geleceksin
Sen tanrısın bu yolda
şarkının hikayesi;
Kadınlar… Hayatın giriş kapısının yegâne sahipleri. Güzel olan, yuvarlak olan, tüysüz olan, narin olan, şefkatli olan, güvenilir olan… İyi olan ne varsa işte o olan. Kirletilmesi ne acıdır bu saflığın ve kimin haddine ki onlara karşı gelmek. Biz kadınların ışığında görünenleriz. Y kromozomu işe yaramaz artıklarla doludur, X kromozomu yaşamın kaynağıdır. Bu demek oluyor ki: Kadınlar erkeksiz ürer ama erkekler kadınsız üreyemez. Üremek ise HERŞEYDİR!
Kadınlığı bilecek ve anlayacak yetilere hangi felsefeci yaklaşabilmiş ki ben söz edeyim. Tek anahtarım var o da aşk. Bir kadına âşık olarak onların pamuksu dünyasına girebildim. Diyebilirim ki beklediğimden daha karmaşık, gördüğümden daha parlak, hissettiğimden daha gizemli. Kadın olmak neyse elmas olmak odur. Düşünüyorum da milyarlar verip bir koruma tutsam. Kendi canı pahasına beni “gerçekten” korur muydu acaba. Oysa o kadın bana hiç lira vermeden, hatta benden çok lira alarak beni onun için seve seve canını verecek bir koruma kıvamına getiriyor.
Erkeklerin kadınlarla sidik yarıştıramayacağını tıp fakültesinde öğrendim. Ben sınav zamanın da saçlarımı 1 hafta yıkayamazken, kız arkadaşlarım en zor sınavlara bakımlı gelirlerdi. Tıp fakültesinde öğrendiğim bir diğer şeyse; Kadınların Üretraları (idrar yolları) erkeklerden kısa olduğu için işerken idrarın tazyiki daha fazla olur ve onlar daha uzağa işeyebilirler.
Bunca tanrısal hazineye sahip olabilmenin tek yolu Vajina, Uterus, Over, Östrojen, doğurganlık sahibi olmaktan mı geçiyor? Hiç sanmıyorum. Gelecek 10 yıllarda bu organik süreç taklit edilebilecek. İşin sırrı irade de, sabırda yani GÜÇTE! Hiçbir erkek hem regl olup, hem yemek yapıp, hem de ailesine şefkat gösteremez. Orgazm için gerçek aşkı bulmak için sabredemez. Birde çalışıyorsa… Aman Allah korusun. İşte bu güçtür benim hayranlığımın sebebi. Bu güce sahip olmayan kadınların erkekten farkı yoktur. Ben onlardan daha güçlü olabilirim. Allı pullu yosmalar, erkeklerin ceplerinde ki kadınlar, siktredip atılanlar ya da taşranın bir yerinde insan eğiten öğretmenler baş tacı edilenler…
Hayat dişiden doğuyorsa dişi dişi olarak kalabiliyorsa işte hayatın sırrı budur! Yani gerçekten kadın olabilmek, bunu ben söyleyemem ama bilmediğimden değil haddim değil de ondan…
Attila Alp Gözübüyük
Geri: Sokak
AHTAPOT (tavsiyemdir....)
Saten çarşaf akarken
Sarhoş çıplak teninde
Ayıp sözler fısıldarken
Yandım ıslak derinde
İçine çek dumanlarımı hazırım bak
Hapset tüm zamanlarımı esirinim bak
Sar beni ahtapot gibi
Em yumuşak vantuzunla
İçimi çektin boşalttın
Derinlerinde bir yerlere
Canım senin canım
Yarat beni yavaş yavaş
Dağla tenimi kor dudaklarınla
Çöz ellerimi, bak gözlerime
Kutsanayım günahlarınla
İçine çek dumanlarımı hazırım bak
Hapset tüm zamanlarımı esirinim bak
Sar beni ahtapot gibi
Em yumuşak vantuzunla
İçimi çektin boşalttın
Derinlerinde bir yerlere
Canım senin
Korkuyorum yanındayken
Aşk evrilirse hayalimde
Ya senin önünde düşersem
Ya seni seversem
Sonra aniden
Sen ölsen…
İçimi çektin boşalttın
Derinlerinde bir yerlere
Canın benim canım
// Sen ölsen ben ne yapardım
// Sen öl sen
Ki…
O kadar korkuyorum ki bu korkudan kurtarsan beni.
// Aşkın iki yüzü
Senle olmak mı daha ölümcül sensiz olmak mı?
_____________________________________________
_____________________________________________
_____________________________________________
YİĞENİM
Sana göre değil buralar koçum , çok mertsin
Ezmeyi bilmezsin , çalmayı sevmezsin
Geceleri bu kenttin , ışıklar sönmez
Adamların ceplerindeki , kadınları görürsün
Bu kentte Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar
Aşkı kilo ile alır içki masasına meze yaparlar
Gelme gelme yeğenim gelme bu kente
Umut yok isyan yok bu kentte toprak yok yerlerde
Sokaklar sinsi maskeli
Çamurla kaplı her yeri
Dostunun sahte sözleri
Sevdiğinin yalancı gözleri
Hırsızı arsız , fikri tutsak
Müziği sessiz , şiiri yasak
Gerçeği yalan , yalanı gerçek
Kanını emer ruhuna dek
Bu kentte Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar
Aşkı kilo ile alır içki masasına meze yaparlar
Gelme gelme yeğenim gelme bu kente
Umut yok isyan yok bu kentte toprak yok yerlerde
Devir değişik
Devir perişan
Düzen soysuz
Düzen yolsuz
Bu kentte Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar
Aşkı kilo ile alır içki masasına meze yaparlar
Gelme gelme yeğenim gelme bu kente
Umut yok isyan yok bu kentte toprak yok yerlerde
Yeşilinle mavinle kal ruhundaki özütünle
Sevginle barışınla kal gelme… Gelme…
Bedelsiz sevemezsin ki
Sevmeden yenemezsin
Hiç olmadığın kadar
Kötü kokar gururun
Büyüdükçe biraz daha
Saplanırsın bataklığa
iyisi sen
Özüne dön,kendine dön
Renklilere aldanma
Siyah kal…
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Beyoğlu’nu, insanların yüzlerine bakarak bir defa turlarsanız, büyük şehrin o zalim ruhunu rahatlıkla yakalarsınız. Çok geçmişte yaşanmış “Kırsaldan kente göç” hikâyelerini hatırlarsınız. Emmisine mektup yazan yeğeni : “Dayı ben bubadan kalma tarlayı sattım böyük şehre geliyom!” dediğinde aklıma köy insanının zararsız ve beyaz özütünün böyük şehirde nasıl örseleneceği ve kirleneceği geldi. Bu şarkı, Kötü olanı henüz bilmemiş köy delikanlısına dayısının cevabı olarak yazıldı. Bu şarkı; özellikle Türk demokrasisinin gediklerini sorgulasa da insani öğelerinde ne denli değişip negatif mutasyona uğradığını vurgulamaya çalışıyor. Dayısı mektubunda; Köydeki insancıl yapıyı burada göremeyeceğini, böyük şehrin onun mert karakterini ezeceğini ve sonunda kendine benzeteceğini anlatıyor dili döndüğünce. Şimdilik güzelliklerinden ve imkânlarından bahsetmiyor. Çünkü bu kentte her şeyin ağır bedelleri var ve çok sevdiği yeğeninin bu bedellerin altında ezilmesine gönlü razı gelmiyor. Dayısı, asfaltların ve koca koca binaların arasında sıkışmış bir karış toprağa hasret hasret bakmasını istemiyor yeğeninin. Kendi demokrasisini kendi vicdanıyla uygulayan köy insanının yalanı kabullenmiş bu sessiz toplumun içerisinde adil yaşayamayacağını biliyor. Aşkın ne denli ucuza pazarlandığını görünce kendi sevdasını sorgulamasından korkuyor yeğeninin. Belki köyde, kerpiç bir evde, tarla belleyerek yaşıyor yeğeni ama huzur içinde yaşıyor. Böyük şehrin zor lokmalarını kazanabilmek için onurunu feda edecek ve sonunda yılgın, huzursuz ve mutsuz bir insan olacak belki de. Bunların hepsi nedeniyle, dayısı tüm bilgeliği ile gelme diyor yeğenine… Gelme bu kente.
Saten çarşaf akarken
Sarhoş çıplak teninde
Ayıp sözler fısıldarken
Yandım ıslak derinde
İçine çek dumanlarımı hazırım bak
Hapset tüm zamanlarımı esirinim bak
Sar beni ahtapot gibi
Em yumuşak vantuzunla
İçimi çektin boşalttın
Derinlerinde bir yerlere
Canım senin canım
Yarat beni yavaş yavaş
Dağla tenimi kor dudaklarınla
Çöz ellerimi, bak gözlerime
Kutsanayım günahlarınla
İçine çek dumanlarımı hazırım bak
Hapset tüm zamanlarımı esirinim bak
Sar beni ahtapot gibi
Em yumuşak vantuzunla
İçimi çektin boşalttın
Derinlerinde bir yerlere
Canım senin
Korkuyorum yanındayken
Aşk evrilirse hayalimde
Ya senin önünde düşersem
Ya seni seversem
Sonra aniden
Sen ölsen…
İçimi çektin boşalttın
Derinlerinde bir yerlere
Canın benim canım
// Sen ölsen ben ne yapardım
// Sen öl sen
Ki…
O kadar korkuyorum ki bu korkudan kurtarsan beni.
// Aşkın iki yüzü
Senle olmak mı daha ölümcül sensiz olmak mı?
_____________________________________________
_____________________________________________
_____________________________________________
YİĞENİM
Sana göre değil buralar koçum , çok mertsin
Ezmeyi bilmezsin , çalmayı sevmezsin
Geceleri bu kenttin , ışıklar sönmez
Adamların ceplerindeki , kadınları görürsün
Bu kentte Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar
Aşkı kilo ile alır içki masasına meze yaparlar
Gelme gelme yeğenim gelme bu kente
Umut yok isyan yok bu kentte toprak yok yerlerde
Sokaklar sinsi maskeli
Çamurla kaplı her yeri
Dostunun sahte sözleri
Sevdiğinin yalancı gözleri
Hırsızı arsız , fikri tutsak
Müziği sessiz , şiiri yasak
Gerçeği yalan , yalanı gerçek
Kanını emer ruhuna dek
Bu kentte Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar
Aşkı kilo ile alır içki masasına meze yaparlar
Gelme gelme yeğenim gelme bu kente
Umut yok isyan yok bu kentte toprak yok yerlerde
Devir değişik
Devir perişan
Düzen soysuz
Düzen yolsuz
Bu kentte Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar
Aşkı kilo ile alır içki masasına meze yaparlar
Gelme gelme yeğenim gelme bu kente
Umut yok isyan yok bu kentte toprak yok yerlerde
Yeşilinle mavinle kal ruhundaki özütünle
Sevginle barışınla kal gelme… Gelme…
Bedelsiz sevemezsin ki
Sevmeden yenemezsin
Hiç olmadığın kadar
Kötü kokar gururun
Büyüdükçe biraz daha
Saplanırsın bataklığa
iyisi sen
Özüne dön,kendine dön
Renklilere aldanma
Siyah kal…
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Beyoğlu’nu, insanların yüzlerine bakarak bir defa turlarsanız, büyük şehrin o zalim ruhunu rahatlıkla yakalarsınız. Çok geçmişte yaşanmış “Kırsaldan kente göç” hikâyelerini hatırlarsınız. Emmisine mektup yazan yeğeni : “Dayı ben bubadan kalma tarlayı sattım böyük şehre geliyom!” dediğinde aklıma köy insanının zararsız ve beyaz özütünün böyük şehirde nasıl örseleneceği ve kirleneceği geldi. Bu şarkı, Kötü olanı henüz bilmemiş köy delikanlısına dayısının cevabı olarak yazıldı. Bu şarkı; özellikle Türk demokrasisinin gediklerini sorgulasa da insani öğelerinde ne denli değişip negatif mutasyona uğradığını vurgulamaya çalışıyor. Dayısı mektubunda; Köydeki insancıl yapıyı burada göremeyeceğini, böyük şehrin onun mert karakterini ezeceğini ve sonunda kendine benzeteceğini anlatıyor dili döndüğünce. Şimdilik güzelliklerinden ve imkânlarından bahsetmiyor. Çünkü bu kentte her şeyin ağır bedelleri var ve çok sevdiği yeğeninin bu bedellerin altında ezilmesine gönlü razı gelmiyor. Dayısı, asfaltların ve koca koca binaların arasında sıkışmış bir karış toprağa hasret hasret bakmasını istemiyor yeğeninin. Kendi demokrasisini kendi vicdanıyla uygulayan köy insanının yalanı kabullenmiş bu sessiz toplumun içerisinde adil yaşayamayacağını biliyor. Aşkın ne denli ucuza pazarlandığını görünce kendi sevdasını sorgulamasından korkuyor yeğeninin. Belki köyde, kerpiç bir evde, tarla belleyerek yaşıyor yeğeni ama huzur içinde yaşıyor. Böyük şehrin zor lokmalarını kazanabilmek için onurunu feda edecek ve sonunda yılgın, huzursuz ve mutsuz bir insan olacak belki de. Bunların hepsi nedeniyle, dayısı tüm bilgeliği ile gelme diyor yeğenine… Gelme bu kente.
Geri: Sokak
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER
Söyleme onların sorunlarını bildiğini
Çektikleri acıları seninde çektiğini
Hele ki üşümüyorsan, aç uyumuyorsan söyleme
Ben boynumu büküyorum çünkü hiçbir şey yapamıyorum,
Yapamıyorum…
Bir yudum barış yok
Yaşamak için uzak
Ölmek için yakın
Bir lokma umut yok
Gülümsemek yasak
Susmak tuzak
Bu yerde
Çamurda ekmek kapmaca oynuyor çocukları
Güneşin doğduğu yerlerde donuyor yarınları
Çok mu uzaklar da doğunun yoksul insanları
Bu gün yine düşünmedin, düşünmedim, düşünmedik onları,
Olanları…
Bir yudum barış yok
Yaşamak için uzak
Ölmek için yakın
Bir lokma umut yok
Gülümsemek yasak
Susmak tuzak
Bu yerde
Bir yudum barış yok
Yaşamak için uzak
Ölmek için yakın
Bir lokma umut yok
Güneşin doğduğu yerde
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
… “Kürt” arkadaşımı çay içmeye davet ettim. Dedim ki : “doğuda açlık, sefalet ve savaş içimi kıyıyorken bir beste yaptım, son sözün nedir, ne istersin ?” o da dedi ki: “Barış, söyle yeter”
…Kürt kardeşlerimin ve Türk kardeşlerimin aslında içinde olmayan bu gereksiz kini ikimiz de taşımıyorduk. Beyni yıkanmış bazı kesimler Irak’ta olduğu gibi burada da maşa oluyorlardı güç babalarına. Haberlerde izlediğim güney doğuda ki yardım görüntülerinde; çocukların birbirlerinin ellerinden kapıştığı ekmekler çamura düşerken ben yemeğimin lokmasını yutamadım. Aldım elime kalemimi ve gitarımı o Kürt kardeşimin söylediklerini hissettim… Bu şarkı “Kürt” kardeşlerimize Sokak’tan armağandır.
_____________________________________________
______________________________________________
_____________________________________________
FESLEĞEN ÇİÇEĞİ
Geçmişimi sildim geleceği yazıyorum
Tanrı bana kalemi verdi
Gününün adamısın, yarının zarar ziyan
Can mekân edinmişsin, göğü kara, bağrı yara
Sevdaların riyakâr, dostlukların sahtekâr
Teni mal bellemişsin, namusu yalan, tadı yalan
Tanrının sopası yok indirsin tepemize
Akıl vermiş aşk vermiş güç vermiş içimize
Fesleğen çiçeğinin yaprağı ince iştir
Riyakâr insanoğlu çiçeğe bezenmiştir
Doğruların kör olmuş, inancın sağır
Yalanı çekiyorsun içine ağır ağır
Kendini yitirmişsin mektep, meyhane, tekkede
Kaderini onlar yazmış senin doğduğun yerlerde
Tanrının sopası yok indirsin tepemize
Akıl vermiş aşk vermiş güç vermiş içimize
Fesleğen çiçeğinin yaprağı ince iştir
Riyakâr insanoğlu çiçeğe bezenmiştir
Başı örtülü karayılan sok gayrı sokacaksan
Cebi paralı karayılan soy daha soyacaksan
Eli silahlı karayılan vur artık vuracaksan
Oy kancığı karayılan yut beni yutacaksan
Başı örtülü karayılan
Cebi paralı karayılan
Eli silahlı karayılan
Oy kancığı karayılan
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Bir yorgunun ıstırabı bu, ölüleri kokmuyor bu toprağın, öldürenleri kokuyor. Hırsızları, arsızları, haksızları ve halksızları leş kokuyor. Geleceğimizi çizerken iz aramadık ki biz. Ama sen! Bu gününü kurtarmaya giderken geleceğini kime emanet etiğinin farkında mısın? Aşk, bir tıkla iki bacak arasında yaşanırken ve parasızlığı bahane edip dost dediğine sırt çevirirken, ya da onu tamda sana güvendiği yerinden becerirken, senin için biten yolun nesillerin için başlangıç noktası olduğu geldi mi aklına? Yıllar sonrada “demokrasi” diye bağıranlar arasında torunlarında mı olsun, bunumu istiyorsun, bu kadar bencil misin? Artık her şeye sessiz kalacaksın demek. Yanlışları görmeyecek ve ideallerin “Güçlü ol” diye bağırırken inancın bunu duymayacak öylemi. Bu çarkın haksızca dönmesine göz yumduğun için sana bir dal “yalan” marka Amerikan sigarası ikram edilecek ve sende ortak olacaksın bu ihanete. Sonunda, kimliğini kaybedecek Atalarını sorgulayacaksın MTV deki bronz popoları seyreylerken, çağdaşlaşmayı bulduğun o renkli dünya dibine kadar hakkın olan yaşamı kendi istediği gibi çizecek ve sen ne kendin olacaksın belki de hiç olamayacaksın. Hedefi göremiyor musun gerçekten? Hep birilerine yön soruyorsun da. İnternet de arama motoruna “Kaderim” yaz ve ara, benden bir çözüm yolu sana? Ucuz hayat peşindeyken; İnanç tüccarı gâvur Müslümanlar, validelerini borsada kaybeden işçi istismarcısı patronlar, ekmeğini savaştan kazanan katiller ve oy kancığı politikacılar el ele özgürlüğün ve fikrin toprağına kibrit suyu döküyor… Buna izin verme artık, aklını kullan, sen insansın farkını kullan. Fesleğen çiçeğinin bir tek yaprağına mis gibi kokular, şifalı tatlar veren tanrı (Evrim, doğa, din seç birini) senin her hücreni bu çiçeklerle bezedi. İkiyüzlü olamazsın, buna hakkın yok, buna hakkımız yok. Kendimiz, ailemiz, vatanımız, yaşlı dünyamız ve doğru olan her şey için kötülüklerle yarışmalı onları iyiliğin kalıbına sokmalıyız. Bu kadar bağırmamızın nedeni seni bu gafil uykundan bir nebze olsun uyandırabilmektir. Bu lağım fareleri üfleye üfleye yiyorlar geleceğimizi, bağırmaktan ve bunca yalana şahit olmaktan, daha da önemlisi sessizlerle yaşamaktan yorulduk ve bıktık artık… Bu toprağın isyanı bu toprağın enstrümanı ile dile gelmeliydi. Şarkının her notasında : “Ne olur yardım edin, el verin” diye bağırıyoruz… Duyuyor musunuz?
Söyleme onların sorunlarını bildiğini
Çektikleri acıları seninde çektiğini
Hele ki üşümüyorsan, aç uyumuyorsan söyleme
Ben boynumu büküyorum çünkü hiçbir şey yapamıyorum,
Yapamıyorum…
Bir yudum barış yok
Yaşamak için uzak
Ölmek için yakın
Bir lokma umut yok
Gülümsemek yasak
Susmak tuzak
Bu yerde
Çamurda ekmek kapmaca oynuyor çocukları
Güneşin doğduğu yerlerde donuyor yarınları
Çok mu uzaklar da doğunun yoksul insanları
Bu gün yine düşünmedin, düşünmedim, düşünmedik onları,
Olanları…
Bir yudum barış yok
Yaşamak için uzak
Ölmek için yakın
Bir lokma umut yok
Gülümsemek yasak
Susmak tuzak
Bu yerde
Bir yudum barış yok
Yaşamak için uzak
Ölmek için yakın
Bir lokma umut yok
Güneşin doğduğu yerde
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
… “Kürt” arkadaşımı çay içmeye davet ettim. Dedim ki : “doğuda açlık, sefalet ve savaş içimi kıyıyorken bir beste yaptım, son sözün nedir, ne istersin ?” o da dedi ki: “Barış, söyle yeter”
…Kürt kardeşlerimin ve Türk kardeşlerimin aslında içinde olmayan bu gereksiz kini ikimiz de taşımıyorduk. Beyni yıkanmış bazı kesimler Irak’ta olduğu gibi burada da maşa oluyorlardı güç babalarına. Haberlerde izlediğim güney doğuda ki yardım görüntülerinde; çocukların birbirlerinin ellerinden kapıştığı ekmekler çamura düşerken ben yemeğimin lokmasını yutamadım. Aldım elime kalemimi ve gitarımı o Kürt kardeşimin söylediklerini hissettim… Bu şarkı “Kürt” kardeşlerimize Sokak’tan armağandır.
_____________________________________________
______________________________________________
_____________________________________________
FESLEĞEN ÇİÇEĞİ
Geçmişimi sildim geleceği yazıyorum
Tanrı bana kalemi verdi
Gününün adamısın, yarının zarar ziyan
Can mekân edinmişsin, göğü kara, bağrı yara
Sevdaların riyakâr, dostlukların sahtekâr
Teni mal bellemişsin, namusu yalan, tadı yalan
Tanrının sopası yok indirsin tepemize
Akıl vermiş aşk vermiş güç vermiş içimize
Fesleğen çiçeğinin yaprağı ince iştir
Riyakâr insanoğlu çiçeğe bezenmiştir
Doğruların kör olmuş, inancın sağır
Yalanı çekiyorsun içine ağır ağır
Kendini yitirmişsin mektep, meyhane, tekkede
Kaderini onlar yazmış senin doğduğun yerlerde
Tanrının sopası yok indirsin tepemize
Akıl vermiş aşk vermiş güç vermiş içimize
Fesleğen çiçeğinin yaprağı ince iştir
Riyakâr insanoğlu çiçeğe bezenmiştir
Başı örtülü karayılan sok gayrı sokacaksan
Cebi paralı karayılan soy daha soyacaksan
Eli silahlı karayılan vur artık vuracaksan
Oy kancığı karayılan yut beni yutacaksan
Başı örtülü karayılan
Cebi paralı karayılan
Eli silahlı karayılan
Oy kancığı karayılan
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Bir yorgunun ıstırabı bu, ölüleri kokmuyor bu toprağın, öldürenleri kokuyor. Hırsızları, arsızları, haksızları ve halksızları leş kokuyor. Geleceğimizi çizerken iz aramadık ki biz. Ama sen! Bu gününü kurtarmaya giderken geleceğini kime emanet etiğinin farkında mısın? Aşk, bir tıkla iki bacak arasında yaşanırken ve parasızlığı bahane edip dost dediğine sırt çevirirken, ya da onu tamda sana güvendiği yerinden becerirken, senin için biten yolun nesillerin için başlangıç noktası olduğu geldi mi aklına? Yıllar sonrada “demokrasi” diye bağıranlar arasında torunlarında mı olsun, bunumu istiyorsun, bu kadar bencil misin? Artık her şeye sessiz kalacaksın demek. Yanlışları görmeyecek ve ideallerin “Güçlü ol” diye bağırırken inancın bunu duymayacak öylemi. Bu çarkın haksızca dönmesine göz yumduğun için sana bir dal “yalan” marka Amerikan sigarası ikram edilecek ve sende ortak olacaksın bu ihanete. Sonunda, kimliğini kaybedecek Atalarını sorgulayacaksın MTV deki bronz popoları seyreylerken, çağdaşlaşmayı bulduğun o renkli dünya dibine kadar hakkın olan yaşamı kendi istediği gibi çizecek ve sen ne kendin olacaksın belki de hiç olamayacaksın. Hedefi göremiyor musun gerçekten? Hep birilerine yön soruyorsun da. İnternet de arama motoruna “Kaderim” yaz ve ara, benden bir çözüm yolu sana? Ucuz hayat peşindeyken; İnanç tüccarı gâvur Müslümanlar, validelerini borsada kaybeden işçi istismarcısı patronlar, ekmeğini savaştan kazanan katiller ve oy kancığı politikacılar el ele özgürlüğün ve fikrin toprağına kibrit suyu döküyor… Buna izin verme artık, aklını kullan, sen insansın farkını kullan. Fesleğen çiçeğinin bir tek yaprağına mis gibi kokular, şifalı tatlar veren tanrı (Evrim, doğa, din seç birini) senin her hücreni bu çiçeklerle bezedi. İkiyüzlü olamazsın, buna hakkın yok, buna hakkımız yok. Kendimiz, ailemiz, vatanımız, yaşlı dünyamız ve doğru olan her şey için kötülüklerle yarışmalı onları iyiliğin kalıbına sokmalıyız. Bu kadar bağırmamızın nedeni seni bu gafil uykundan bir nebze olsun uyandırabilmektir. Bu lağım fareleri üfleye üfleye yiyorlar geleceğimizi, bağırmaktan ve bunca yalana şahit olmaktan, daha da önemlisi sessizlerle yaşamaktan yorulduk ve bıktık artık… Bu toprağın isyanı bu toprağın enstrümanı ile dile gelmeliydi. Şarkının her notasında : “Ne olur yardım edin, el verin” diye bağırıyoruz… Duyuyor musunuz?
Geri: Sokak
JALE
Dapdar mini bir etekle
Karanlık düşünce kıdemli şehre
Çıkarım en işlek caddelere
İşim olmaz benim güneşle
Üç hap çakarım en ucuz viskiyle
Jilet atarım canımın riskiyle
Caddeye çıkarım müşteri gider ağzımı çalkalarım
Ben kendim mi kaybettim
İnsan doğanın hatasıyken
Bir amcanın kucağındaydım
Henüz sekiz yaşındayken
Faça attım tüm anılarıma
Peşimden gelmesin diye
Tuz döktüm açık yaralarıma
Döndürsün bu yoldan diye
Dönme sensiz olamam
Dönme ayrı kalamam
Farklıyken yasak yaşamak
Aynıyken özgür olamam
Ruhumun kromozom yapısı XX
Polis gelir, gider gelir
Halk sopa alır galeyana gelir
Ben koşarı ardım sıra koca koca taşlar
Kafamdan boşalan kanlar
Midem bulanır gözüm karır
Tanrı değer bayılırım
Tekmelerin acısını duymam
Acil serviste ayılırım
Dünya üzerimden geçti
Nefes alacak yer bulamadım
Kader beni derine çekti
Derinlere yar olamadım
Canavar gibi görme sende
Gözyaşların akmasa keşke
Sürme çektim sadece
Anne benim oğlun jale
Dönme sensiz olamam
Dönme ayrı kalamam
Farklıyken yasak yaşamak
Aynıyken özgür olamam
Ruhumun kromozom yapısı XX
şarkının hikayesi;
// Bayılma (Senkop) bir savunma sistemidir. Hayati organlara yeterli kan gitmediği zaman vücut her türlü sistemini bu sorunu gidermek için seferber eder. Tansiyonu düşen birinin ayaklarını yukarı kaldırmakta bundandır işte. Bacaklarda göllenmiş kanı hayati organlara; Kalbe ve beyne yönlendirme çabasıdır bizim yaptığımız da. İşte ayakta duruyorken bayılıp yere düştüğünüzde istemsiz olarak bacaklarda ki kan beyne yönelir ve ölmezsiniz, çünkü beyin 30 sn kansızlıktan dahi çok büyük ve geri dönüşümsüz olarak zarar görür.
// Bu "homo" milleti, yani tanrının lanetli kulları !!? Onca tekmeye, onca taşa, bayılana dek dayak yemelerine rağmen... ? Bayılmak mı dedi biri? Demek tanrının lanetli kulları olmayabilirler. Evet… Evet, tanrının lanetlediklerinden olsalardı gebermeleri gerekirdi öyle değil mi? Oysa bayıldıklarında hem tekmelerin acısını duymuyorlar hem de tanrının dokunuşuyla yaşama dönüyorlar.
Kim bilir belki kimimiz seçimlerimizde çoğunluğa uymadık ya da uyamadık. Belki özgür kalma çabasıdır bu belki de mecburiyet, yargılamak kimin haddine.
Ucube görmüş gibi : "hey şu homoya bak" ya da "kaç kaç saldırır şimdi bu"... Sürekli taciz ve hoşgörüsüzlük, kim olsa çıldırır. Sağa sola savurur maket bıçağını.
İntihar, fuhuş...
Karanlık sokaklarda karanlık sonlar...
İnsanlar...
Homoseksüel, Gay, İbne, DÖNME… İNSAN!
_____________________________________________
______________________________________________
_______________________________________________
KÜÇÜK KADIN
Sana kendimi sunabilirim ama canımı yakma
Sana ait olabilirim ama beni zorlama
Aşk karanlık aynalarda
Ki ben sensiz kalamasam da
Görüp göreceğim sensin
Sevdayı çekende ben
Her anıma hükmet
Şerefsiz dokunuşlarınla emi
Sahteyi tatmış ellerinle, teninde
Sen hapset beni
Tamam, içime gir ama sigaranı söndürme
Ruhuma sin ama yeter ki öldürme
Sende bana bunu yaptın ya
Tamam, dünya kahpe olmuştur
Belki bir gün yine tek göz o yuvada
Kaybettiğim saflığımla karşılaşırım ya kim bilir
O küçük yer sobasının ışığında derdim ki ona
Artık senin dediğin gibi bir kız değilim
Aşk de
Hayaller dolusu cennete verilsin adın
Bir tek ben bileyim
İnsana doymasın yalnız yanın
Bırakıp gitme küçük kadın
Kaybetme
Son nefesini vermeden boyun eğme
Korkmuyorum… Korkmuyorum… KARANLIKTAN…
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Âşık olmak gibi bir hevesti benimkisi
Çok küçükmüşüm meğer abisi, apış aramdaki kimin eli
Küçük bir kız gibi hissetmeyi, bıraktım ben çok önceleri
Artık kaçmak zor, karanlıktan… Yalnızlıktan… Şansızlıktan…
Melek’ti küçük kadının adı ve erkek denen çömez hayvanın aklını ele geçirmişti Meleğin tadı. Yerdeki üç ızgaralı eski öğrenci sobasının ışığı aydınlatıyordu odayı. Tek sevgi vardı odada ve de şeytanın adı. Çiçeklerini açmış, çekyatın karşısındaki tozlu sehpanın üzerinde duruyordu sevgililer günü hediyesi güzel kasımpatı. O çiçeklerin arkasında saklanmış kamera, yalanı belgeleyecek bir oyuncaktı… Melek yarı çıplakken, sevdiğini sandığı erkeğin çekyatında olmak istediğinden emin değilken, yani tamda 16 yaşında hala bir genç kızken yaşadı bu gizli kamera şakasını. Belki erkeğin beyni de çıplaktı, belki o erkeğin beynini toplum çıplak bıraktı… Cinsel bir tutkuyla internetten indirdiğim bu görüntü ile tanıştım Melekle. İçine almadığı için yediği tokatlarla geldim kendime. O içine aldığında bağırdı. Erkek, bebeğin dünyaya giriş kapısına, sahteyi tatmış elleriyle hoyratça dokunduğunda meleğin ruhunu da aldı, hapsetti ve rahatladı. Suçluluk duygusunu bastıramayan her canlı gibi Meleği suçladı “Neden bu yaşta benimle yattın, sen işe yaramaz bir kızmışsın” diye. Melek yine bağırdı ama bu kez ben bile duyamadım o çığlığı.
Filim bu sözlerle bittiğinde, sanırım Melek giyindi ve dışarı çıktı. Hızlı adımlarla evine gitti, külotuna baktı, artık küçük bir kadındı ve iç çamaşırını dolapta bir çekmeceye iyice sakladı, banyo yaptı ve yattı. Rüyasında Meleğe göründüm ona kaybetme dedim. Kaybetme, son nefesini vermeden boyun eğme… Senin acını ben emerim… Sonra onu içime aldım, başımda müthiş bir ağrıyla uyandım. Acı içimde yuvarlandı, ben acıma yalvardıkça o kocaman oldu yalvardıkça bir tümör oldu. Aşağıdan, tam diyaframımın altından bastırdı, ben nefes alamadım, nefes alamadıkça da Laroxyl aldım… Birden içim isyana kalktı, aklım çok açıttı, acı midemi yaktı. Hayalime koştum, kâbus klozetin kapağını kaldırdım ve bir şarkı kustum, adını KÜÇÜK KADIN koydum, artık karanlıktan korkmuyordum…
Dapdar mini bir etekle
Karanlık düşünce kıdemli şehre
Çıkarım en işlek caddelere
İşim olmaz benim güneşle
Üç hap çakarım en ucuz viskiyle
Jilet atarım canımın riskiyle
Caddeye çıkarım müşteri gider ağzımı çalkalarım
Ben kendim mi kaybettim
İnsan doğanın hatasıyken
Bir amcanın kucağındaydım
Henüz sekiz yaşındayken
Faça attım tüm anılarıma
Peşimden gelmesin diye
Tuz döktüm açık yaralarıma
Döndürsün bu yoldan diye
Dönme sensiz olamam
Dönme ayrı kalamam
Farklıyken yasak yaşamak
Aynıyken özgür olamam
Ruhumun kromozom yapısı XX
Polis gelir, gider gelir
Halk sopa alır galeyana gelir
Ben koşarı ardım sıra koca koca taşlar
Kafamdan boşalan kanlar
Midem bulanır gözüm karır
Tanrı değer bayılırım
Tekmelerin acısını duymam
Acil serviste ayılırım
Dünya üzerimden geçti
Nefes alacak yer bulamadım
Kader beni derine çekti
Derinlere yar olamadım
Canavar gibi görme sende
Gözyaşların akmasa keşke
Sürme çektim sadece
Anne benim oğlun jale
Dönme sensiz olamam
Dönme ayrı kalamam
Farklıyken yasak yaşamak
Aynıyken özgür olamam
Ruhumun kromozom yapısı XX
şarkının hikayesi;
// Bayılma (Senkop) bir savunma sistemidir. Hayati organlara yeterli kan gitmediği zaman vücut her türlü sistemini bu sorunu gidermek için seferber eder. Tansiyonu düşen birinin ayaklarını yukarı kaldırmakta bundandır işte. Bacaklarda göllenmiş kanı hayati organlara; Kalbe ve beyne yönlendirme çabasıdır bizim yaptığımız da. İşte ayakta duruyorken bayılıp yere düştüğünüzde istemsiz olarak bacaklarda ki kan beyne yönelir ve ölmezsiniz, çünkü beyin 30 sn kansızlıktan dahi çok büyük ve geri dönüşümsüz olarak zarar görür.
// Bu "homo" milleti, yani tanrının lanetli kulları !!? Onca tekmeye, onca taşa, bayılana dek dayak yemelerine rağmen... ? Bayılmak mı dedi biri? Demek tanrının lanetli kulları olmayabilirler. Evet… Evet, tanrının lanetlediklerinden olsalardı gebermeleri gerekirdi öyle değil mi? Oysa bayıldıklarında hem tekmelerin acısını duymuyorlar hem de tanrının dokunuşuyla yaşama dönüyorlar.
Kim bilir belki kimimiz seçimlerimizde çoğunluğa uymadık ya da uyamadık. Belki özgür kalma çabasıdır bu belki de mecburiyet, yargılamak kimin haddine.
Ucube görmüş gibi : "hey şu homoya bak" ya da "kaç kaç saldırır şimdi bu"... Sürekli taciz ve hoşgörüsüzlük, kim olsa çıldırır. Sağa sola savurur maket bıçağını.
İntihar, fuhuş...
Karanlık sokaklarda karanlık sonlar...
İnsanlar...
Homoseksüel, Gay, İbne, DÖNME… İNSAN!
_____________________________________________
______________________________________________
_______________________________________________
KÜÇÜK KADIN
Sana kendimi sunabilirim ama canımı yakma
Sana ait olabilirim ama beni zorlama
Aşk karanlık aynalarda
Ki ben sensiz kalamasam da
Görüp göreceğim sensin
Sevdayı çekende ben
Her anıma hükmet
Şerefsiz dokunuşlarınla emi
Sahteyi tatmış ellerinle, teninde
Sen hapset beni
Tamam, içime gir ama sigaranı söndürme
Ruhuma sin ama yeter ki öldürme
Sende bana bunu yaptın ya
Tamam, dünya kahpe olmuştur
Belki bir gün yine tek göz o yuvada
Kaybettiğim saflığımla karşılaşırım ya kim bilir
O küçük yer sobasının ışığında derdim ki ona
Artık senin dediğin gibi bir kız değilim
Aşk de
Hayaller dolusu cennete verilsin adın
Bir tek ben bileyim
İnsana doymasın yalnız yanın
Bırakıp gitme küçük kadın
Kaybetme
Son nefesini vermeden boyun eğme
Korkmuyorum… Korkmuyorum… KARANLIKTAN…
Attila Alp Gözübüyük
şarkının hikayesi;
Âşık olmak gibi bir hevesti benimkisi
Çok küçükmüşüm meğer abisi, apış aramdaki kimin eli
Küçük bir kız gibi hissetmeyi, bıraktım ben çok önceleri
Artık kaçmak zor, karanlıktan… Yalnızlıktan… Şansızlıktan…
Melek’ti küçük kadının adı ve erkek denen çömez hayvanın aklını ele geçirmişti Meleğin tadı. Yerdeki üç ızgaralı eski öğrenci sobasının ışığı aydınlatıyordu odayı. Tek sevgi vardı odada ve de şeytanın adı. Çiçeklerini açmış, çekyatın karşısındaki tozlu sehpanın üzerinde duruyordu sevgililer günü hediyesi güzel kasımpatı. O çiçeklerin arkasında saklanmış kamera, yalanı belgeleyecek bir oyuncaktı… Melek yarı çıplakken, sevdiğini sandığı erkeğin çekyatında olmak istediğinden emin değilken, yani tamda 16 yaşında hala bir genç kızken yaşadı bu gizli kamera şakasını. Belki erkeğin beyni de çıplaktı, belki o erkeğin beynini toplum çıplak bıraktı… Cinsel bir tutkuyla internetten indirdiğim bu görüntü ile tanıştım Melekle. İçine almadığı için yediği tokatlarla geldim kendime. O içine aldığında bağırdı. Erkek, bebeğin dünyaya giriş kapısına, sahteyi tatmış elleriyle hoyratça dokunduğunda meleğin ruhunu da aldı, hapsetti ve rahatladı. Suçluluk duygusunu bastıramayan her canlı gibi Meleği suçladı “Neden bu yaşta benimle yattın, sen işe yaramaz bir kızmışsın” diye. Melek yine bağırdı ama bu kez ben bile duyamadım o çığlığı.
Filim bu sözlerle bittiğinde, sanırım Melek giyindi ve dışarı çıktı. Hızlı adımlarla evine gitti, külotuna baktı, artık küçük bir kadındı ve iç çamaşırını dolapta bir çekmeceye iyice sakladı, banyo yaptı ve yattı. Rüyasında Meleğe göründüm ona kaybetme dedim. Kaybetme, son nefesini vermeden boyun eğme… Senin acını ben emerim… Sonra onu içime aldım, başımda müthiş bir ağrıyla uyandım. Acı içimde yuvarlandı, ben acıma yalvardıkça o kocaman oldu yalvardıkça bir tümör oldu. Aşağıdan, tam diyaframımın altından bastırdı, ben nefes alamadım, nefes alamadıkça da Laroxyl aldım… Birden içim isyana kalktı, aklım çok açıttı, acı midemi yaktı. Hayalime koştum, kâbus klozetin kapağını kaldırdım ve bir şarkı kustum, adını KÜÇÜK KADIN koydum, artık karanlıktan korkmuyordum…
Geri: Sokak
Şarkıları indirmek için ;
“Rapidshare.com” ilişimleri:
TÜM ALBÜMÜ BİR DEFADA İNDİRMEK İÇİN:
http://rapidshare.com/files/42705339/sok..._.rar.html
..........................................................................
TEK OLARAK İNDİRMEK İÇİN LİNKLER:
KÜÇÜK KADIN
http://rapidshare.com/files/42714601/kuc...n.mp3.html
JALE
http://rapidshare.com/files/42691176/jale.rar.html
AHTAPOT
http://rapidshare.com/files/42703423/ahtapot.rar.html
HAYATIN SIRRI
http://rapidshare.com/files/42714416/hay..._.mp3.html
YİĞENİM
http://rapidshare.com/files/42725356/yigenim.mp3.html
KIRIK MIZRAP
http://rapidshare.com/files/42707385/k__...p.mp3.html
FESLEĞEN ÇİÇEĞİ
http://rapidshare.com/files/42704447/fes...i.rar.html
UYUTMAZ
http://rapidshare.com/files/42717804/uyutmaz.mp3.html
HARAM SEVDA
http://rapidshare.com/files/42707148/har...a.rar.html
YABAN
http://rapidshare.com/files/42717727/yaban.mp3.html
SESSİZLİK ÖLÜMÜ BİRİKTİRİR
http://rapidshare.com/files/42717334/ses...r.mp3.html
MİDASIN KULAKLARI
http://rapidshare.com/files/42715020/mid..._.mp3.html
ÖC
http://rapidshare.com/files/42717245/oc.mp3.html
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER
http://rapidshare.com/files/42704356/gue...r.rar.html
JALE REMİX
http://rapidshare.com/files/42707268/jal...x.mp3.html
...................................................................
Klipleri indirmek için ;
“Rapidshare.com” ilişimleri:
KÜÇÜK KADIN
http://rapidshare.com/files/60648901/kuc...n.wmv.html
JALE
http://rapidshare.com/files/60661267/jale.wmv.html
HAYATIN SIRRI
http://rapidshare.com/files/60669968/HAY...I.wmv.html
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER
http://rapidshare.com/files/60680987/gun...r.wmv.html
İT DALAŞI
http://rapidshare.com/files/60690293/it_dalasI.wmv.html
YİĞENİM
http://rapidshare.com/files/60694039/yigenim.avi.html
"www.rapidshare.com" sitesinden şarkıları indirebilmek için:
1)Linki kopyalayıp adres çubuğuna yapıştırın.
2)Açılan sayfanın alt bölümlerinde ki "Free" yazan yere tıklayın.
3)Yeni açılan diğer sayfada rakkam ve harflerden oluşan güvenlik kodunu ["AR50" gibi] altında ki boş kutuya aynen yazıp "download" butonuna tıklayın.
Not:rapidshare.com sitesi tek kullanımlık ücretsiz olduğu için bir defada sadece bir indirme yapabiliyorsunuz [siteye üye değilseniz,üyelik ücretli Sad2 ].Bunun için isterseniz bir şarkı indirdikten sonra interneti kapatıp tekrar açın ve o zaman tekrar yeni bir şarkıyı indirebilirsiniz [küçük bir kandırmaca:)] .Tavsiyemiz bununla uğraşmayın ve ilk linki [albümün tamamını indirebileceğiniz link] indirin gitsin !! Tüm şarkılar, sözleri ve hikayelerde o dosyanın içerisinde zaten. [Boyutu : 70 Mb, 1 Mbps hızda yaklaşık 15 dk'da incektir.]
--------------------------------------
Klipleri izlemek için ;
YOUTUBE ilişimleri:
Küçük Kadın:
http://www.youtube.com/watch?v=jp403aO204I
Jale:
http://www.youtube.com/watch?v=IceodI3Ifzk
Hayatın Sırrı:
http://www.youtube.com/watch?v=1-PsCqfgM8U
Yiğenim:
http://www.youtube.com/watch?v=y3vAvTbYMHI
İt Dalaşı:
http://www.youtube.com/watch?v=tGdsG4vcIBA
Güneşin Doğduğu Yer:
http://www.youtube.com/watch?v=bJzk9B0C1dY
Kedi:
http://www.youtube.com/watch?v=jQD-IQpPbP8
Ölümü Düşünmeyen Şair:
http://www.youtube.com/watch?v=KE64nj7KDN4
Ahmet ve nası:
http://www.youtube.com/watch?v=P9wDQ7t2heo
Bir Damla:
http://www.youtube.com/watch?v=3PM-Zs7SnV0
[Tüm şarkılar , şarkı sözleri, klipler ve hikayeleri NOTER onaylıdır.Ancak paylaşmanıza,eleştirmenize,kullanmanıza her türlü izni veriyoruz.Bazı emek hırsızlıklarından korunmaktı amacımız.]
“Rapidshare.com” ilişimleri:
TÜM ALBÜMÜ BİR DEFADA İNDİRMEK İÇİN:
http://rapidshare.com/files/42705339/sok..._.rar.html
..........................................................................
TEK OLARAK İNDİRMEK İÇİN LİNKLER:
KÜÇÜK KADIN
http://rapidshare.com/files/42714601/kuc...n.mp3.html
JALE
http://rapidshare.com/files/42691176/jale.rar.html
AHTAPOT
http://rapidshare.com/files/42703423/ahtapot.rar.html
HAYATIN SIRRI
http://rapidshare.com/files/42714416/hay..._.mp3.html
YİĞENİM
http://rapidshare.com/files/42725356/yigenim.mp3.html
KIRIK MIZRAP
http://rapidshare.com/files/42707385/k__...p.mp3.html
FESLEĞEN ÇİÇEĞİ
http://rapidshare.com/files/42704447/fes...i.rar.html
UYUTMAZ
http://rapidshare.com/files/42717804/uyutmaz.mp3.html
HARAM SEVDA
http://rapidshare.com/files/42707148/har...a.rar.html
YABAN
http://rapidshare.com/files/42717727/yaban.mp3.html
SESSİZLİK ÖLÜMÜ BİRİKTİRİR
http://rapidshare.com/files/42717334/ses...r.mp3.html
MİDASIN KULAKLARI
http://rapidshare.com/files/42715020/mid..._.mp3.html
ÖC
http://rapidshare.com/files/42717245/oc.mp3.html
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER
http://rapidshare.com/files/42704356/gue...r.rar.html
JALE REMİX
http://rapidshare.com/files/42707268/jal...x.mp3.html
...................................................................
Klipleri indirmek için ;
“Rapidshare.com” ilişimleri:
KÜÇÜK KADIN
http://rapidshare.com/files/60648901/kuc...n.wmv.html
JALE
http://rapidshare.com/files/60661267/jale.wmv.html
HAYATIN SIRRI
http://rapidshare.com/files/60669968/HAY...I.wmv.html
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER
http://rapidshare.com/files/60680987/gun...r.wmv.html
İT DALAŞI
http://rapidshare.com/files/60690293/it_dalasI.wmv.html
YİĞENİM
http://rapidshare.com/files/60694039/yigenim.avi.html
"www.rapidshare.com" sitesinden şarkıları indirebilmek için:
1)Linki kopyalayıp adres çubuğuna yapıştırın.
2)Açılan sayfanın alt bölümlerinde ki "Free" yazan yere tıklayın.
3)Yeni açılan diğer sayfada rakkam ve harflerden oluşan güvenlik kodunu ["AR50" gibi] altında ki boş kutuya aynen yazıp "download" butonuna tıklayın.
Not:rapidshare.com sitesi tek kullanımlık ücretsiz olduğu için bir defada sadece bir indirme yapabiliyorsunuz [siteye üye değilseniz,üyelik ücretli Sad2 ].Bunun için isterseniz bir şarkı indirdikten sonra interneti kapatıp tekrar açın ve o zaman tekrar yeni bir şarkıyı indirebilirsiniz [küçük bir kandırmaca:)] .Tavsiyemiz bununla uğraşmayın ve ilk linki [albümün tamamını indirebileceğiniz link] indirin gitsin !! Tüm şarkılar, sözleri ve hikayelerde o dosyanın içerisinde zaten. [Boyutu : 70 Mb, 1 Mbps hızda yaklaşık 15 dk'da incektir.]
--------------------------------------
Klipleri izlemek için ;
YOUTUBE ilişimleri:
Küçük Kadın:
http://www.youtube.com/watch?v=jp403aO204I
Jale:
http://www.youtube.com/watch?v=IceodI3Ifzk
Hayatın Sırrı:
http://www.youtube.com/watch?v=1-PsCqfgM8U
Yiğenim:
http://www.youtube.com/watch?v=y3vAvTbYMHI
İt Dalaşı:
http://www.youtube.com/watch?v=tGdsG4vcIBA
Güneşin Doğduğu Yer:
http://www.youtube.com/watch?v=bJzk9B0C1dY
Kedi:
http://www.youtube.com/watch?v=jQD-IQpPbP8
Ölümü Düşünmeyen Şair:
http://www.youtube.com/watch?v=KE64nj7KDN4
Ahmet ve nası:
http://www.youtube.com/watch?v=P9wDQ7t2heo
Bir Damla:
http://www.youtube.com/watch?v=3PM-Zs7SnV0
[Tüm şarkılar , şarkı sözleri, klipler ve hikayeleri NOTER onaylıdır.Ancak paylaşmanıza,eleştirmenize,kullanmanıza her türlü izni veriyoruz.Bazı emek hırsızlıklarından korunmaktı amacımız.]
Geri: Sokak
sanırım eksik bir şey kalmadı
gerek şarkı sözleri ve değinilen konular gerekse müzikal anlamda oldukca başarılı buluyorum bu topluluğu...
atilla çok sevdiğim bir dostumdur, hayatı özetlediklerini düşünüyorum;kulak verin derim (:
gerek şarkı sözleri ve değinilen konular gerekse müzikal anlamda oldukca başarılı buluyorum bu topluluğu...
atilla çok sevdiğim bir dostumdur, hayatı özetlediklerini düşünüyorum;kulak verin derim (:
Geri: Sokak
bu grubun başka dinleyenlerinin olduğunu bilmek ne güzel
gerçekten komple müzik yapan iyi bir grup
paylaşımın çok güzel sağol 
Kır kapıları!
Kır camları!
Kır bütün kalpleri,yak anıları!
Zaman durabilir ama kandırabilir,
Ömrünü harcayıp,s*ktiri basabilir!
Kır camları!
Kır bütün kalpleri,yak anıları!
Zaman durabilir ama kandırabilir,
Ömrünü harcayıp,s*ktiri basabilir!









